Bakla
B harfi ile başlayan bitkiler
Baklagiller familyasındandır.60-150 cm boylarında az dallı bir yıllık otsu bir bitkidir.Gövdeden ve dallardan kısa saplı yapraklar çıkar.Çiçekleri genellikle beyazdır.Yaprakların kolyuğundan kümeler halinde çıkan meyveler uzundur.Tohumları büyükçe ve yassıdır.Sebze olarak yenen taze meyveleri ve kuru tohumları için yetiştirilir;ama aynı zamanda bir hayvan yemidir.
Ülkemizde neredeyse hemen her bölgede yetiştirilir.Taze bakla üretiminde Antalya ,İçel,Aydın gibi Akdeniz ve Ege illeri öyleyken ,kuru bakla üretiminde Çanakkale ve Balıkesir illeri ilk sıraları alır.Seracılığı saymazsak taze baklanın pazarlarda yada manav tezgahlarındaki ömrü 1-2 ayla sınırlıdır.
Bitkisel proteinler ve karbonhidratlar açısından zengin bir bitkidir.Demir,kalsiyum,sodyum,potasyum,fosfor gibi minerallerle birlikte A,B1,B2,C vitaminlerini içerir.
Taze bakla ,çiçekler ve hatta çiçeklerden elde edilen yağ çok şifalıdır;Böbrekteki kum ve taşları düşürür.Bunun için 5 gram bakla çiçeği 100 gr sıcak suyla demlenip günde birkaç kez içilir.Taze baklada aynı etkileri gösterir.
Yine bakla çiçeklerinin 24 saat kalaylı bir kazanda kaynatılmasıyla elde edilen yağ soğutulup sabah akşam birer yemek kaşığı içilirse böbreklerdeki kumlar ve taşlar düşer.
Kuru baklanın da güçlendirici ve balgam söktürücü idrar arttırıcı etkileri vardır.Bunun için tanenin üzerindeki ince kabuk çıkarılmalı haşlanmalı ve püre yapılıp yenmelidir.
Teslimat Seçenekleri

Telefon İle Sipariş

Kategoriler
Hastalıklar
Ürün Onayı

Bütün Ürünlerimiz İthalat Aşamasında T.C Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü tarafından onaylıdır.
Ürün Onayı

Bütün Ürünlerimiz T.C Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı onaylıdır.
Hızlı Menü
En Çok Satılanlar
Kredi Kartı

Haberler
- 04.03.2011
- 6 AY ÖMÜR BİÇİLDİ 6 YILDIR YAŞIYOR
- 21.07.2010
- YİYECEKLER VE VİTAMİNLER HAKKINDA ÖNEMLİ BİR NOKTA
- 21.07.2010
- YİYECEK EN GÜÇLÜ İLAÇTIR
- 21.07.2010
- GELECEK UMUT VADEDİYOR
- 21.07.2010
- VÜCUT YİYECEKLERİ NASIL KULLANIR?
- 24.04.2009
- Prof. Dr. Erdem Yeşilyayla'nın yazısı
- 24.06.2008
- Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nun yazısı






