Yüklüyor...

Sitemizden haberler

Ekleme tarihi: 26.11.2008 Prof. D.r Ömer Çolak'ın yazısı

Uzakdoğu'da asırlardır hanedan içeceği olarak bilinen Reishi Mantarı, Türkiye'de de yetişiyor

'Uzun yaşam'ın sırrı 'mantar'da!

 

·  Reishi Mantarı'nın uzun ve sağlıklı bir yaşam vaat ettiği iddia ediliyor

·  Kansere karşı Japonya Sağlık Bakanlığı tarafından kabul edilen tek ilaç

·  Japoncada ölümsüzlük anlamına gelen 'Reishi'nin mantarı artık Türkiye'de üretiliyor

·  Mantarı Türkiye'de bir yıl önce tesadüfen bulan Prof. Ömer Çolak, yetiştirme sırrını girişimcilerle paylaşmaya hazır

·  İşlem görmeyen Reishi Mantarı'nın kilosu 2 bin dolar, işlemden geçirilen ise bin dolara satılıyor

·  Hücreleri yenilediği, bağışıklık sistemini güçlendirdiği, kan dolaşımını harekete geçirdiği ileri sürülüyor

·  Sağlıklı insanların günde 1-2 gram, hastaların ise 5-6 gram bu mantarın suyunu içmesi uzun yaşamın ilk şartı

 

Uzun yaşamın sırlarını çözebilmek ya da ölümsüzlüğe ulaşabilmek insanoğlunun en büyük hayali. Bu uğurda birçok bilimsel araştırma yapıldı, hâlâ da araştırmalar sürüyor. Genetik şifrelerin çözülmesi bu anlamda insanları heyecanlandırmıştı, aynı şekilde klonlama da. Bunların dışında, halk arasında birtakım otların ya da meyvelerin sağlığa iyi geldiği ya da hayatı uzattığı inanışıyla kullanıldığı da biliniyor.

Peki haberimize konu olan ve şu anda Çukurova Üniversitesi Moleküler Biyoloji Departmanı'nda da üretim çalışmaları süren 'Reishi Mantarı' ne? Neden şimdiye kadar duymadık? Ve gerçekten ölümsüzlük mü vaat ediyor?

Hayır, bu mantar ölümsüzlük vaat etmiyor, ama uzun ve sağlıklı bir yaşamın sırrını barındırdığı iddia ediliyor. Asırlar önce Çin'de ve Japonya'da sadece hanedanlar ve çocukları içebilirmiş bu mantarın suyunu. Halktan birisi bir ağaç altında bulduğunda bile saraya götürüp teslim edermiş. Çok seyrek olarak doğada bulunabildiğinden, halkın bu mantarı bulup saklaması idam cezasını getirirmiş yanında. Mantarın görüldüğü bölgeye yakın evler aranırmış. Ve söylenceye göre, sırf bu mantar yüzünden o zamanlar 100'e yakın insan hayatını kaybetmiş.

 

Uzakdoğu hayaleti

Efsaneler bununla da bitmiyor. Bu mantarın ününü duyan Avrupalılar, gerçeğini hiçbir zaman göremedikleri için 'Fantom Mushroom' ilan etmişler onu. Yani bir Uzakdoğu hayaleti. Oysa gerçek. Ama bunu Batı dünyası ancak 1960'lardan sonra söyleyebilir hale gelmiş. Yaklaşık 3 bin yıldan beri Çin tıbbında kullanılan ve bitkilerin kraliçesi olarak anılan mantarı, Japon bir araştırmacı üretilebilir hale getirdiğinden beri dünyanın her kesiminden araştırmacının ilgisini çekmeyi sürdürüyor. Japon araştırmacı, sessiz sedasız tam 15 yılını Reishi Mantarı'nın kültürünü üretmeye adıyor kendini ve devamı da geliyor. Onun bulduğu yöntemle iki yılda mantar tüm üretim aşamasını tamamlamış oluyor. Japoncada Reishi, Çincede Ling Zhi, Latincede Ganoderma Lucidium, ABD'de de Mushroom of Immortality adıyla anılan mantarı, Türkiye'de de üretmeyi başaran bir bilim adamı var. Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Moleküler Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Çolak. Laboratuvar koşullarında 'Ölümsüzlük Mantarı' olarak da bilinen Reishi Mantarı'nı yaşatan ve çoğaltan Çolak, girişimciler ilgi gösterdiği takdirde mantarın geniş alanlarda üretimi için destek vereceğini de belirtiyor.

Biyolojik eş önemli

Bir mantarda ortam koşullarını bulduktan sonra onu izleyen gelişmeler çok hızlı oluyor. Keza, Reishi'nin üretim şartları ortaya çıktıktan sonra gelişimi dünya genelinde çok hızlı bir şekilde gerçekleşmiş. Günümüzde Reishi, 90 gün içinde olgun hale gelmiş oluyor. Bu mantarın ait olduğu 'Basidiomyceles' mantar gruplarında misel aşamasının (ilk oluşum aşaması) ardından spor aşaması geliyor ve büyüme başlıyor. Sporlar ne diye sorarsanız; mantarın üzerinde görülen kahverengi tozlar. Bunların her biri 6-7 mikron uzunluğunda. Ve her birinde çimlenme borusu, yani yarı kromozom taşıyan bir bitki hifi (kök) yer alıyor. Bu hif dallanıyor, budaklanıyor ve bu mantar için karakteristik olan eşini aramaya başlıyor. Yani bir spordan çıkan filiz, yeni mantar yapmıyor bu mantarda. Kendisine biyolojik uyumlu eşini arıyor. Bunun biyolojideki açıklaması 'compatibility'. Bu eşi bulduğu zaman iki hif birbiriyle kaynaşıyor. Kaynaşma tamamladıktan sonra bu hiflerde bir çekirdek birinden, bir çekirdek diğerinden olmak suretiyle zengin bir ağ meydana geliyor. İşte üniversite bünyesinde yapay ortamda Prof. Dr. Ömer Çolak'ın oluşturduğu da bu. Mantarın üremesi için gereken şartlar sadece bununla da sınırlı değil. Genetik uyarı için oksijeni artırıp, karbondioksit miktarını azaltmak gerekiyor. Bu mantar, odun hammaddesi üzerinde doğal olarak gelişiyor. Çolak, kendi kurduğu üretim bandını, "Ben, sert ve geniş yapraklı ağaç talaşı kullanıyorum. Buna bir azot kaynağı ilavesi yapıyorum ve tam bir yıldır yetiştirme çalışmalarımı sürdürüyorum" diye açıklıyor.

Cam bir kapta kaynatılması şart

Sağlıklı insanların günde 1-2 gram, hastaların ise 5-6 gram Reishi Mantarı'nın suyunu içmesi uzun yaşamın ilk şartı. Mantarın bir iki gramı, dilimler halinde kesilip kaynatılıyor. Mantarın içeriğinde bulunan Germanyum maddesi metale yapışıp özelliği kaybolduğu için mutlaka cam bir kapta kaynatılması gerekiyor. Bir litre suya 2 gram mantar atılıyor. Su kaynamaya başladığında altı kısılıyor ve hafif hafif kaynatıldıktan sonra metal süzgeç kullanmadan süzülmesi gerekiyor. Daha sonra istenildiği an içilebiliyor. İçine kesinlikle şeker atılmıyor. Ve içilirken çok hafif bir süt kokusu geliyor. Mantarın

kaynatılmasının nedeni içeriğinde bulunan biyolojik aktif maddelerin ancak kaynar suda ortaya çıkması. Bu maddeler ağırlıklı polysakkarid (uzun moleküllü şekerler) ve Germanyum. Prof. Dr. Ömer Çolak, dünyada yaklaşık 500 bilim adamının bu polysakkarid'lerin karakterini araştırdığını belirtiyor.

Polysakkarid'lerin çok özel bir yapıda olduğu ve insan vücudundaki bağışıklık sistemini uyardığı kabul ediliyor. Hücreler (hasta ya da değil) kendini hızlı bir şekilde yeniliyor.

Germanyum elementinin bu mantardaki molekül şekliyse, kendini yenileyebilmek için insan vücudu tarafından en fazla ihtiyaç duyulan şekil. Doğada farklı şekillerde bulunan Germanyum'un diğer moleküler şekli insan vücuduna yararlı değil, hatırlatalım. Bağışıklık sisteminin uyarılması demekse; vücudumuzdaki transforme olmuş, karakteri bozulmuş hücrelerin veya yabancı organizmaların erken fark edilip yok edilmesi demek. Çünkü insan vücudunda da hücreler çoğaldıkça genetik materyalde hatalı sentez, hatalı eşleşme ve mutasyon meydana geliyor. Bu durumu yüzde 90 oranında tamir edebilen maddelerse Germanyum ve polysakkarid. Çolak, yaşlandıkça insan vücudunda bu yeteneklerde ciddi bir zayıflama söz konusu olduğunu, kanserin de yine bu zayıflık sonucu meydana geldiğini belirtiyor. Uzun yaşam için dünyada kabul edilen tek araçsa Reishi Mantarı. Ve bu yaşam, ağrılarla sızılarla doldurulmuş ama uzatılmış bir yaşam değil. Tam tersine normal bir uzun yaşam. Uzun yaşam ölçütü ise Uzakdoğu bilimcilerine göre 100-120 yıl arası.

Bu mantar dış ortamla insan vücudunu kontrol altında tuttuğundan, neredeyse hiçbir hastalığa geçit vermez konuma getiriyor. Hatta Japon Sağlık Bakanlığı tarafından resmen "Kanser tedavisinde kullanılmalıdır" diye de bir belgeye sahip.