Yüklüyor...

Tarhun

Bitkiseliksir Şifalı Bitkiler Ansiklopedisi

 

 

|-A- | -B- | -C- | -D- | -E- | -F- | -G- | -H- | -I- | -J- | -K- | -L- | -M- | -N- | -O- | -P- | -R- | -S- | -T- | -U- | -V- | -Y- | -Z- |

  


 T harfi ile başlayan bitkiler

  


 

TARHUN

(Artemisia dracunculus)

Papatyagiller familyasındandır.Diğer adları Tarhın, Terhun.

(Yunanca’da  “doğruluk, dürüstlük, bütünlük” gibi anlamlar taşıyan Artemisia, tanrılar tanrısı Zeus’un kızı ve av tanrıçasıdır.Bitkinin adı bununla ilgili olduğu gibi, bu bitkiyi çok seven ve bol bol kullanan, Halikarnassoslu (Bodrum) kraliçe Artemisia’yla (Slt.:İÖ 353-351) da ilgilidir.Pelin otu, ayvadana, karapelin, başta olmak üzere 200 kadar bitki çeşidi de bu adla anılır.Dracunculus ise “küçük ejderha” demek.1. yy’da yaşamış olan Yaşlı Plinius’un aktardığına göre bu otun insanları yılanlara karşı koruduğuna inanılırmış, bu yüzden bitkinin tür adına Dracunculus denmiş.)

60-120 cm boylarında, çalımsı görünümlü, hoş ve güçlü kokulu, çok yıllık, otsu bir birkidir.Dallara ayrılan, yuvarlak gövdeli bitkinin dip kısımları kahverengimsi, yukarısı açık yeşildir.Yaprakları ince ve uzundur.Ağustos-eylül aylarında açılan küçük küremsi çiçekleri yeşilimsi beyazdır.

Tohumla, çelikle ya da köklü sürgünleriyle üretilir.Bunun için İlkbahar mevsimi uygundur.İki bitki arasındaki aralık 30-45 cm olmalıdır.Evde yetiştirmek mümkündür.

Yapraklar gerektikçe, ama asıl ürün, yaz sonunda toplanır.Dallar üçte ikiden fazla kesilmemeidir, yoksa kurur.Kışın soğuktan korumak için üzerlerini hasır, saman, yaprak gibi şeylerle örtmek gerekebilir.

Bir görüşe göre anayurdur Sibirya’dır;buradan Türkler aracılığıyla İran’a ve Anadoluya gelmiştir.Bir başka görüşe göreyse Güney Avrupa.

Fransa’dan, İspanya’da, Kuzey Amerika’da;ülkemizde de Ankara, Gaziantep, Şanlıurfa, Erzurum gibi illerde üretimi yapılır.

Dioskorides’in (1.yy.) yılan sokmalarına karşı önerdiği bir bitkidir.Eski Yunanlılar ve Romalılar onu yılan sokmalarına karşı kullanırdır.Hindistan’da tarhunla rezenenin özsuyu tanrılara, üst sınıflara ait bir içecekti.İbn-i Sina (980-1037) da tarhunun çok etkili bir ilaç olduğunu, engerek sokmalarına, vebaya, koleraya karşı kullanıldığını yazar.

Tarhunun yaygın olarak Avrupa’ya girişi Haçlılar aracılığıyla ancak 16.yy’da olur.Burada diş sancılarına ve uykusuzluğa karşı kullanıldığı gibi likör yapılarak da kullanılır.Hiçbir uyarıcı ve afrodizyak etkisi bulunmadığı, az yetiştiği ve hoş kokulu olduğu için 16.yy’ Fransa’da onu manastırların bahçelerine keşişler yetiştirir.Tarhunun İngiltere’ye girişi 1548, Amerika’ya girişi ise 1806’dır.

Anasonu çağrıştıran lezzetiyle taze yaprakları salatalara, sirkeye, turşulara konur.Böylece asidin etkisi biraz kırılır.Kurutulmuş yaprakları ve çiçekli dal uçları koku ve lezzet vermesi için tavuk ve balık yemeklerine serpilir.Soslara, omletlere eklenir.

Kurutularak kullanıldığında aromasının çoğunu kaybeder, bu yüzden taze kullanımı önerilir.

Bileşiminde uçucu yağ, tanenler ve flavonoitler, acı madde, iyot, A ve C vitaminleri; uçucu yağın içinde de estragol, anatol, limonen, mentol, öjenol, anisol, kanfen, mirsen gibi maddeler bulunur.

İştah açıcı, güçlendirici, sindirim kolaylaştırıcı, gaz söktürücü, spazm giderici, idrar arttırıcı, kurt düşürücü, ishal giderici, adet düzenleyici, mantar yok edici etkileri vardır.

Bunun için 20 gram tarhun yaprağı 1 litre (5 bardak) kaynar suyla demlenir, günde iki-üç kez birer bardak içilir.

Dikkat, uzun süre kullanılmamalıdır!

 

Kan Grubu