VÜCUT YİYECEKLERİ NASIL KULLANIR?
Doğru yiyeceklerin çeşitli hastalıklara karşı nasıl korunduğunu ve yanlış yiyeceklerin bu hastalıkları nasıl geliştirdiğini anlamadan önce vücudun yiyecekleri nasıl kullandığını anlamak gerekir.Burada çok kısa bir şekilde vücudumuzda yiyeceklerin başına ne geldiğini anlatılmıştır.
Yediğiniz her lokma yiyecek sindirim denilen karmaşık bir sürece girer.Bu süreç ağızda başlar:yiyecekler tükürükteki bir enzimle karışarak basit şekerlere parçalanmaya başlar.Çiğnenmiş yiyecek yutulur ve özofagusa girer:bu kanal boyunca itilerek mideye gönderilir.Midedeki çeşitli enzimler ve hidroklorik asit sayesinde yiyecekler daha çok parçalanır.Kısa bir süre içinde yiyecek yararlı besinlerin emildiği ince bağırsağa geçer.Yiyecek ince bağırsaktan kolon adı verilen kalın bağırsağa doğru ilerler; burada suyu ve yarı katı yan ürünleri emilir.Yiyeceğin , feçes adı verilen atık madde haline dönüşüne kadar bağırsak labirentinde geçirdiği süre aşağı yukarı 12 ila 14 saattir.
Sindirim amacı yiyeceklerin vücuttaki milyonlarca hücre tarafından kullanılabileceği kadar küçük bileşiklere parçalanmasıdır.Protein,karbonhidrat ve yağların sağladığı enerji solunumdan düşünmeye ve yürümeye dek tüm vücut fonksiyonları için gerekli olan yakıtı sağlar.Vitaminler karaciğerde üretilen proteinler olan yakıtı sağlar.Vitaminler ,karaciğerde üretilen proteinler olan enzimlerle birlikte çalışırlar;besinlerin yiyeceklerden metabolize edilerek enerjiye dönüşmesine yardımcı olurlar.
Gün boyunca vücudumuz pek çok kanserojen maddeye maruz kalır.Bazen bu kimyasal maddeler yiyeceklerimizde bulunurlar.Örneğin eti pişirme sürecinde kanserojen maddeler diye bilinen bazı bileşikler oluşabilir.
Özellikle karaciğer kanseri ile bağlantılı etkili bir kanserojen olan aflatoksin yerfıstıklarının bazı sebze ve meyvelerin üzerinde yetişen bir mantar tarafından üretilir.Soluduğumuz havada veya suyumuzda yaygın olarak bulunan kirli maddeler de kansorejenik olabilir.İşimizde kullandığımız kimyasal maddelerde mutasyonlara veya kanseri tetikleyebilecek hücresel değişimlere yol açabilir.Bir kansorojenin pis işini yapabilmesinin çeşitli yolları vardır.Hücreye zarar vererek uygun şartlar altında kanseröz büyüme için hücreyi olgunlaşmış bir halde bırakarak kanseri “başlatabilir”.Bazı vakalarda bir kanserojen bir kanser “teşvikçisi” olabilir.hassas hücreleri bularak onları kanseröz hale getirir.
Yiyeceklerde bulunan pek çok vitamin mineral ve diğer kimyasallar kanserojenlerin etkinliğini bloke etmeye yardımcı olacak enzimlerin üretimini teşvik ederek kansere karşı koruyabilir.Bazı vakalarda bu “koruyucular” vücuttaki kanseri tetikleyebilecek bileşikleri etkisizleştirebilir.Bazı “koruyucular” antioksidanlardır.Normal hücrelere zarar verebilen “serbest radikal”denen kararsız oksijen molekülü oluşumunu önlerler.Eğer bu “koruyucularımız” yetersizse kansorojenler vücudumuzun her yanına saldırabilirler.
“Koruyucular” kansere kanrı korunmaktan fazlasını yaparlar.Bazıları artrit sedef ve lupus gibi hastalıkları tetikleyen enflamatuar yanıtı oluşturan olayların biyokimyasal zincirinde araya girerler.Bazıları vücudun normal şeker seviyelerini muhafaza etmesini sağlayarak şeker hastallığının önlenmesine yardımcı olurlar.Bazıları güçlü kemikler normal kanbasıncını ve normal kalp fonksiyonları için gerekli vitamin ve mineralleri vücudun daha iyi kullanılmasına yardım ederler.Bazı “koruyucular” immün sistemi güçlendirmeye yardımcı olur;böylece vücudun savaşması için gerekli olan cephane sağlanmış olur.
Bu” koruyucuların” sağlığımız için gerekli değerli rollerini anladığınız için gerekli rollerini anladığınız zaman yiyeceklerin gücüne saygı duyacaksınız.









