Yaban Yasemini
Y harfi ile başlayan bitkiler
YABAN YASEMİNİ
(Solanum dulcamara)
Patlıcangiller familyasındandır.Diğer adları Kır yasemini ,Yaban asması,Tilki üzümü ,sofur.
2 metre boylanabilen ,tırmanıcı,odunsu gövdeli bir çalıdır.Nemli gölgeli yerleri sever.Gövde odunsuyken yeni sürmüş dallar otsudur.Saplı yaprakları almaşık dizilişlidir.Alt yapraklar yumurtamsı ,üsttekiler üç parçalı ve ortadaki parça büyüktür.Haziran –eylül aylarında dal uçlarında ,uzun saplı,sarkık,salkım halinde,ortasında sarı çıkıntı bulunan güzel görünüşlü mor çiçekler açar.7-10 mm uzunluğundaki yumurtamsı meyveler önceleri yeşilken,olgunlaşınca kırmızılaşır.
Bütün Anadolu’da ama en çok Karadeniz Bölgesinde gölge,sulak yerlerde çit kenarlarında kendiliğinden yetişir.
Bitkinin dallarında dulcamarin adlı bir saponoit,meyvelerindeyse solacein ve soladulcin adlı gliko-alkaloitler bulunur.
Deri hastalıklarında kan temizleyici romatizma ağrılarını giderici,hafif uyuşturucu,idrar ve balgam söktürücü,cinsel isteği azaltıcı etkiler gösterir.
Bunun için 1-2 yıllık taze dallar ilkbaharda yapraklanmadan yada sonbaharda küçük parçalar halinde kesilip güneşte kurutulur.20 gram bitki 1 litre kaynatılmış suyla demlenip 10-15 dakika bekletildikten sonra süzülüp günde iki-üç kez birer bardak içilir.
Dikkat doz aşımı bulantı,kusma ve ishalle kendini gösteren zehirlenmeye yol açar.
Romatizmal ve benzeri ağrılarda dışardan ağrı kesici olarak da uygulanır.
Teslimat Seçenekleri

Telefon İle Sipariş

Kategoriler
Hastalıklar
Ürün Onayı

Bütün Ürünlerimiz İthalat Aşamasında T.C Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü tarafından onaylıdır.
Ürün Onayı

Bütün Ürünlerimiz T.C Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı onaylıdır.
Hızlı Menü
En Çok Satılanlar
Kredi Kartı

Haberler
- 04.03.2011
- 6 AY ÖMÜR BİÇİLDİ 6 YILDIR YAŞIYOR
- 21.07.2010
- YİYECEKLER VE VİTAMİNLER HAKKINDA ÖNEMLİ BİR NOKTA
- 21.07.2010
- YİYECEK EN GÜÇLÜ İLAÇTIR
- 21.07.2010
- GELECEK UMUT VADEDİYOR
- 21.07.2010
- VÜCUT YİYECEKLERİ NASIL KULLANIR?
- 24.04.2009
- Prof. Dr. Erdem Yeşilyayla'nın yazısı
- 24.06.2008
- Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nun yazısı






